Merkür , uzay ve gizem kelimelerinin zihinlerdeki karşılığı gibi. İnsanoğlu varoluşundan ve kendini bilmeye başlamasından itibaren gökyüzünde ışıldayan cisimleri hep merak etmiştir. Gezegenlerin varlığının keşfi antik çağlara dayanır.

Dünya’nın bir boğanın boynuzunda asılı olduğuna inanılan eski çağlardan; Yunan filozoflarının yerkürenin evrenin merkezinde olduğunu ve diğer cisimlerin de onun etrafında döndüğüne dair olan düşüncelerine kadar devam eden tarihsel süreç.

Kepler , Galileo , Newton

Kepler, Galileo ve Newton gibi 1500’lü yıllarda yaşamış ünlü bilim adamı ve astronomlar teleskop icadıyla birlikte gezegenlerin varlığını ispat ettiler ve günümüz bilim dünyasının temelini de oluşturdular.

1957 yılı itibariyle Uzay Çağı başlamış olup; gelişen teknoloji sayesinde uzay araçları dizayn edilip birçok gezegen kanlı canlı keşfedilmeye başlandı. Bu gezegenlerden biri de Merkür.

Merkür
Merkür

Merkür Gezegeninin Sıra Dışı Keşif Serüveni

Merkür, Güneş’e en yakın gezegen olduğu için, gökyüzünde en parlak cisimlerden biri dolayısıyla keşfi için net bir tarih belirtmek çok zor. Ancak, antik medeniyetlerin, Merkür’ün varlığının bilincinde olduğunu söyleyebiliriz.

Sümerli ve Asurlu astronomların gökyüzünü incelerken fark ettikleri bu parlak cisme isim taktıkları hatta çok parlak ve belirgin olması nedeniyle bazen iki farklı cisim olarak yanılgıya düşüldüğü bilinmekte.

İlk Keşfeden Galileo

17. Yüzyılda, teleskop yardımıyla görüntü olarak ilk keşfeden ise Galileo olmuştur. Sonrasında 1962 yılına kadar sadece teleskoplarla görüntülenen Merkür, gizemini korumaya devam etmiştir.

1962 yılında Sovyetlerin Merkür’e Uzay aracı göndermesi ile birlikte, Merkür’ü daha yakından tanıma ve araştırma fırsatına kavuşuldu.

En Önemli Detaylar

Merkür Güneş’e en yakın gezegendir. Güneşe yaklaşık uzaklığının 58 milyon kilometre olduğunu söyleyebiliriz. 4.6 milyar yıl önce oluşmaya başlamış olup yoğun asteroit bombardımanı ardından 3.8 milyar yıl önce de oluşumunu tamamlamış bir gezegen halini almıştır.

Güneş sistemindeki en küçük gezegen ünvanının da sahibidir. Yaklaşık 4,879 km’lik yüzeyi ile Ay’dan biraz daha büyüktür.  Güneş sistemindeki “en” ödülüne bir ek de hızıyla geliyor.

Güneş çevresinde en hızlı dönen gezegen Merkür’dür. 1 yıl, 88 Dünya gününe denk geliyor. Ne kadar hızlı dönüşünü tamamladığını bu süreden tahayyül etmek mümkün.

Güneşe Yakın Olması Sebebiyle Sıcaklık 480°C

Güneşe yakın olması nedeniyle, gündüzleri sıcaklık 480 °C kadar çıkabilir. Ne var ki bu cehennem ateşi çok üzün süremez. Merkür’ün sıcaklığı tutucu bir atmosferi olmadığından ötürü gece başladığında -170 °C dereceye kadar düşer.

Atmosferinin olmaması ve sıcaklığı muhafaza edememesi nedeniyle Merkür; Güneş’e en yakın gezegen olmasına rağmen en sıcak gezegen unvanını Venüs’e kaptırır.

Venüs’ün atmosferindeki sera etkisi, sıcaklığı devamlı olarak gezegenin atmosferinde tutarak adeta bir sauna gibi buharlı bir atmosfere sahip olmasına sebep olur ve sıcaklığı daimî olarak 480 °C de gezinir.

Merkür
Merkür

Venüs’ün görünümü çok sıradan gelebilir çoğu kişi için. Hatta Ay’ı andırdığını söylemek mümkün. Parlak gri bir rengi vardır ve yüzeyi kraterlerle ve engebelerle doludur. Güneş’in dibindedir evet ama çekirdeği soğuktur ve demirden oluşur.

Oluşum sürecinde yoğun ve şiddetli asteroit saldırısına maruz kaldığından dolayı; bilim adamları günümüzde hala volkanik aktivitelerinin olduğunu düşünmektedirler.

Bugüne kadar sadece Mariner 10 ve Messenger uyduları Merkür’ü incelemek için gönderildi. Hala keşfedilmemiş birçok sır barındırdığı muhtemel olan bu gezegenin görünüşü itibariyle her ne kadar sıradan gibi gözükse de; güneş sisteminde önemli bir yeri var ve geçmişten günümüze bir çok astronomun ilgisini çekmeyi başarmıştır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz