Felsefe ile ilgilenenlerin yakından tanıdığı, ilgilenmeyenlerin ise Agora filmi ile aşina olduğu tarihin bilinen tek kadın filozofu Hypatia’nın hayatı, büyük başarılarla ve trajediyle çevrelenmiştir. Zekası ve güzelliğiyle yaşadığı dönemde ünü İskenderiye’nin dışına taşan Hypatia’nın dönemine göre çok ileri görüşleri ve trajik ölümü, bugün bile hayatımızla ilgili çıkaracağımız önemli dersler barındırır.

Hypatia: İskenderiye’ye Doğan Bir Güneş

Hypatia MS 370 civarlarında İskenderiye’de doğmuştur. Zekâsı aslında tesadüf değildir. Babası Theon, İskenderiye Üniversitesi’nin yöneticisi olmanın yanı sıra matematik, astronomi ve fizik öğretmenidir. Theon, kızını dini dogmalardan uzak tutmuş ve bilim alanında bildiği ne varsa kızına büyük bir özveriyle öğretmiştir. “İnanmadan önce sorgula” mantığını kızına aşılayan Theon sayesinde Hypatia matematik, astronomi ve felsefe alanlarında kendini epeyce geliştirmiş olup Atina’da öğrenim görmeye gitmiştir.

Atina’dan döndüğünde, İskenderiye Üniversitesi’nin başına geçen Hypatia, uzmanı olduğu matematik, astronomi ve felsefe derslerini de vermeye başlamıştır. Bunları yaparken bir yandan da kendinden önce yaşamış ünlü bilimle ilgilenmiş filozofların bıraktığı eserler üzerinde çalışmış ve bunlar üstüne ayrıntılı yazılar yazmıştır. Örneğin; Diophantus’un Artimetikası çok ağır ve anlaşılması güç olmasına rağmen; Hypatia bu denklemleri ayrıntılı ve anlaşılır şekilde açıklaması sayesinde günümüzün matematik temelleri oluşturulmuştur.

İnanmadan önce Sorgulamak

Hypatia sadece önemli bir bilim insanı değil aynı zamanda bilgili bir filozoftu. Babasından edindiği sorgulama becerilerini günlük hayata da uyguladı ve öğrencilerine de aşılamaya gayret etti. Dinlerin birer aldatmacadan ibaret olduğunu o zamanlar cesurca çıkıp ifade eden Hypatia, bir yazısında şöyle demiştir;

“Masallar masal diye, efsaneler efsane diye anlatılmalıdır. Boş inançları gerçek diye öğretmekten daha korkunç bir şey olamaz. Çocuk aklı bunları kabul eder ve çocuk yanlış şeylere inanır. Bu yanlış inançlardan arınmak çok zor olur, uzun yıllar alır. İnsanlar boş inançlara bir gerçekmiş gibi inanıp uğruna dövüşürler. Hatta boş inançlar uğruna daha fazla dövüşürler, çünkü boş inanç öylesine elle tutulmazdır ki çürütülmesi neredeyse olanaksızdır.”

Sadece zekasıyla değil, güzelliği ile de başta öğrencileri olmak üzere, herkesin dikkatini çeken Hypatia, yaşadığı süreçte birçok evlenme teklifi alsa da hepsini bir şekilde reddetmiştir. Fransız şair Charles Leconte de Lisle onu “Platon’un ruhu, Afrodit’in vücuduna sahip” olarak tanımlamış. Ancak Hypatia da kendini “Gerçekle evli” olarak tanımlayarak, evlilik tekliflerini nazikçe reddetmiştir.

Astronomi alanında da oldukça yetkin olan Hypatia, yıldızların açılarını ölçmek için çeşitli aletler icat ederek bilim dünyasına çok büyük katkılarda bulunmuş bir bilim kadını ve filozoftur. Onun hem zekası hem de güzelliği insanların ona yoğun bir ilgi göstermesine neden oluyor ve onun dedi her şeye de itimat etmelerini sağlıyordu. Ancak ne yazık ki, bu bazı kıskançlıklara sebep olmuştur.

Hypatia’nın Işığını Söndürmek

İskenderiye piskoposunun yeğeni olan Cyril (Kiril) onu cadılıkla ve büyü yapmakla suçlayıp, din hakkındaki düşüncelerini de ona karşı kullanarak Hristiyan halkı galeyana getirmiştir. Bir gün verdiği derslerden sonra okul kapısından çıkan Hypatia, öfkeli ve galeyana gelmiş Hristiyan bir topluluğa hazırlıksız yakalanmıştır. Onu saçlarından tutup yerlerde sürüklemişler ve İskenderiye’deki Caesareum kilisesine götürmüşlerdir. Sivri istiridye kabuklarıyla canlı canlı parçalayıp, bedeninden kalanları da yakmışlardır.

Şüphesiz ki; eğer Hypatia, bağnaz düşüncelerin esiri olmuş bir kalabalık tarafından öldürülmeseydi, bugün sahip olduğumuz bilim ve teknoloji çok daha ileri bir seviyede olacaktı. Ölümü ardından hem eserleri hem de İskenderiye Üniversitesi’ndeki kütüphane yakıldığı için, bugün oradaki kıymetli eserlerin hepsinden mahrum kaldık maalesef.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz